1066096_620x410Parkinson hastalığı son zamanlarda toplumda görülme sıklığı giderek artmaktadır.
Türkiye’de 100 000 civarında Parkinson hastası olduğu tahmin edilmektedir. Her yıl yaklaşık 10 000 civarında hastaya yeni teşhih konulmaktadır. Tüm dünyada 10 milyon hasta olduğu bilinmektedir. Bu nedenle dünyada bilimadamları parkinson hastalığı tedavisi üzerinde yoğun araştırmalar yapmaktadır.
 
Kısaca özetleyecek olursak parkinson hastalığı nedir? Parkinson hastalığı beyinde bulunan bazı hücrelerde yavaş ilerleyici şekilde giden kayıp ve bunun sonucunda hastanın hareket kabiliyetinde yavaşlamaya ve istemsiz titreme hareketlerine sebeb olan hastalıktır. Yavaş ilerleyici bir kayıp olması nedeniyle Parkinson hastaları teşhis konduktan sonra 20 yıl veya daha fazla süre bu hastalıkla yaşamlarını sürdürecektir.Hastalık her geçen gün ilerlediğinden zaman içerinde parkinsona ait bulgularda kötüleşme olacaktır.. Hastalığın ortadan tamamen kaldırılmasına veya önlenmesine yönelik bir tedavi henüz olmadığından, biz nörologlar Parkinson hastlığının belirtilerini kontrol almaya yönelik tedavi düzenlemeleri yapmaktayız..
 
Parkinson Hastalığı’nın Dört Ana motor Belirtisi:
 
  1. Titreme veya tremor
  2. Hareketlerde yavaşlama, bradikinezi olarak adlandırılır
  3. Kollar, bacaklar veya gövdede katılık veya rijidite
  4. Denge sorunları ve muhtemel düşmeler, postural instabilite olarak adlandırılı
 
Parkinson tanısı koymak işin esasında kolay bir durum değildir. Çünkü parkinsona benzeyen ama esasında parkinson olmayan hastalıklarda parkinson kadar sık olmamak la birlikte vardır.Parkinson Hastalığı olup olmadığını doğrulayacak bir test yoktur. Parkinson Hastalığı klinik bir tanıdır ve çoğu zaman nöroloji uzmanı, Parkinson Hastalığı’na benzer belirtileri olan diğer tıbbi durumları dışlamak amacıyla beyin filmleri kan testleri detaylı nörolojik muayene ve ilaca verilecek cevap ile tanıya ulaşmaya çalışır.
 
Parkinson tedavisinde prensip beyinde eksilen dopamini yerine koyma veya dopamin reseptörlerini uyarmaya yöneliktir. Bazı durumlarda özellikle ileri evre parkinson hastalarında medikal tedavi yetersiz veya istenmeyen yan etkiler oluşmaktadır. Son yıllarda tedavi alternatifi olarak parkinson tedavinde kullanılan ve hastanemizde de uygulanmakta olan parkinson cerrahisi(beyin pili) tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Parkinson hastalığının cerrahi tedavisindeki genel mantık nedir diye bakacak olursak; Parkinson hastalığında gereğinden fazla çalışan beyin hücresi toplulukları(çekirdekler) vardır.Bu çekirdeklerin fazla çalışmasının engellenmesi hastalığın bir çok belirtisini düzeltir. Çekirdeklerin çok fazla çalışmasının engellenmesi beyin pili ile mümkündür. Beyin pili fazla çalışan çekirdeklerin içine devamlı elektrik veren bir kablo yerleştirilir ve verilen elektrikle çekirdeklerin fazla çalışması engellenmiş olur.
 
Parkinson hastalığında beyin pilinin takılabileceği faydalı olabileceği hasta portföyünü değerlendirecek olursak; parkinson ilaçlarına bağlı tedavi düzenlenmesi ile engellenemeyen istemsiz hareketleri olan hastalar, titremeler ve ilaç etkinliğinin erken bitmesi nedeniyle zor durumda olan hastalar ile beraber parkinson hastası olupta ilaçların yan etkisne günlük aktivitesini bozacak kadar maruz kalan hastalar beyin pili için aday hastalar olabilir. Kısaca özetleyecek olursak uygun doz ve sürede parkinson ilaçları kullanan ve bir dönme yanıt alınırken artık ilaç tedavine yanıt alınamayan veya yan etkileri artan hastalar parkinson cerrahisi için adaydır.
 
Beyin pilinin avantajı; kontrol edilebilir, programlanır ve ayarlanılır bir tedavi yöntemi olması. Yani bir yan etki gördüğümüzde, başka bir ayara alabiliyoruz. Hasta memnun değilse ya da problem yaşarsa, kapatmamız ya da istemezse çıkartmamız söz konusu olabilir.
 
Beyin pilinin riski var mı? İşin kuralı; beynin içinde 2-3 milimetre çapındaki bir anatomik oluşumu bulmak ve oraya müdahale etmek. Ama ne bir milim aşağıya, ne bir milim yana gitmeye hakkımız var; çünkü o zaman hastanın felç ya da kör olma riski çok fazla! Sonuçların son derece yüz güldürücü ve risklerin bu kadar az olmasını sağlayan, yani ‘doğru yere doğru müdahale edilmesini sağlayan’ en güvenli yöntem ise ‘Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği’dir.Bu teknik sayesinde beynin fizyolojik haritasını çıkartılıyor hastalıktan sorumlu hücrelerin doğru yerini bulunup beyin pili takılıyor.
 
Takılan beyin pilinin ömründen bahsedecek olursak; Pilin ömrü 7-8 yıl. Ancak hastadan hastaya bu süre değişebiliyor. Eğer daha yüksek seviyede kullanıyorsa daha erken bitme ihtimali de var. Pil şarj edilmiyor. .Pilin ömrü bittiğinde ise yarım saatlik bir ameliyatla göğüsteki pil değiştirilebiliyor.
Most Recent Projects